Kentsel Dönüşüm Süreci

Riskli yapı tespitinden yeni yapını teslimine kadar kadar tüm aşamaları adım adım inceleyin.

Kentsel Dönüşümün 6 Temel Aşaması

Riskli Yapı Tespiti

Binanızın riskli olup olmadığı lisanslı kurum ve kuruluşlarca yapılan incelemeyle tespit edilir.

Tebligat ve İtiraz Süreci

Riskli yapı kararı tarafınıza tebliğ edilir, itiraz hakkınızı belirtilen süre içinde kullanılır.

Malik Toplantısı ve Karar

Malikler bir araya gelerek dönüşüm kararı alır. Gerekli çoğunluk sağlanır.

Müteahhit ile Sözleşme

Yetkili firma ile sözleşme imzalanır ve proje süreci resmen başlar.

Tahliye ve Yıkım

Tahliye işlemi tamamlanır, bina yıkılır ve inşaat süreci başlatılır.

Yeni Yapının Teslimi

İnşaat tamamlanır, iskan alınır ve güvenli, modern yeni yapınız teslim edilir.

Kentsel Dönüşüm Rehberi

Dönüşüm süreciyle ilgili merak edilen tüm konulara hızlıca ulaşın

Riskli yapı kararı nasıl alınır?

Riskli yapı kararı nasıl alınır?

Riskli yapı kararına nasıl itiraz edilir?

Riskli yapı kararına nasıl itiraz edilir?

Salt çoğunluk nasıl hesaplanır?

Salt çoğunluk nasıl hesaplanır?

İmza atmayan malik ne olur?

İmza atmayan malik ne olur?

Kiracı hangi haklara sahiptir?

Kiracı hangi haklara sahiptir?

Kira yardımı kimlere verilir?

Kira yardımı kimlere verilir?

Yıkım kararı ne zaman uygulanır?

Yıkım kararı ne zaman uygulanır?

Müteahhit seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Müteahhit seçerken nelere dikkat edilmelidir?

SIKÇA SORULAN SORULAR

Kentsel dönüşüm, deprem riski taşıyan veya ekonomik ömrünü tamamlamış yapıların yıkılarak yerine güvenli, modern ve yürürlükteki imar mevzuatına uygun yapıların inşa edilmesini amaçlayan hukuki ve teknik bir süreçtir. Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamaları büyük ölçüde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülmektedir.

Kentsel dönüşüm süreci yalnızca eski binaların yenilenmesinden ibaret değildir. Riskli yapı tespiti, maliklerin karar alma süreci, müteahhit seçimi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin hazırlanması, tahliye işlemleri, kira yardımları, yıkım süreci, yeni yapının inşası ve tapu işlemleri de bu sürecin önemli parçalarını oluşturmaktadır.

Özellikle İzmir gibi deprem riski bulunan şehirlerde kentsel dönüşüm uygulamaları her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Karşıyaka, Bayraklı, Bornova, Konak, Karabağlar ve Buca başta olmak üzere birçok ilçede riskli yapı tespiti ve bina yenileme projeleri yürütülmektedir.

Kentsel dönüşüm sürecinde alınacak kararların hukuka uygun şekilde yürütülmesi, maliklerin, kiracıların ve diğer hak sahiplerinin hak kaybına uğramaması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle süreç boyunca ortaya çıkabilecek hukuki sorunların uzman desteğiyle değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Kentsel dönüşüm süreci çoğu zaman bir binanın riskli yapı olarak tespit edilmesiyle başlar. Riskli yapı tespiti, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar tarafından yapılır. Yapılan teknik inceleme sonucunda binanın deprem ve yapı güvenliği açısından risk taşıdığı tespit edilirse riskli yapı raporu düzenlenir ve ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.

Riskli yapı kararının kesinleşmesinin ardından maliklerin dönüşüm sürecine ilişkin karar alma aşaması başlar. Bu aşamada malikler binanın nasıl yenileneceğini, müteahhit seçimini, proje detaylarını ve yapılacak sözleşmeleri değerlendirir. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için alınacak kararların kanunda öngörülen usullere uygun olması gerekir.

Bununla birlikte her kentsel dönüşüm projesi riskli yapı tespitiyle başlamaz. Özellikle arsa payı karşılığı inşaat projelerinde veya maliklerin ortak iradesiyle gerçekleştirilen yenileme çalışmalarında taraflar doğrudan müteahhit ile görüşmelere başlayarak dönüşüm sürecini başlatabilmektedir.

İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde riskli yapı tespiti, malik kararları, müteahhit sözleşmeleri ve tahliye süreçleri hukuki açıdan dikkatle takip edilmesi gereken aşamalar arasında yer almaktadır. Sürecin başlangıcında yapılacak hatalar ilerleyen aşamalarda ciddi uyuşmazlıklara neden olabileceğinden, hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

Riskli yapı tespiti, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar tarafından yapılır. Yapılan teknik inceleme sonucunda binanın taşıyıcı sistemi, beton dayanımı, zemin özellikleri ve deprem güvenliği değerlendirilerek yapının riskli olup olmadığı belirlenir.

Hazırlanan riskli yapı raporu ilgili idare ve tapu müdürlüğüne bildirilir. Riskli yapı şerhinin tapuya işlenmesinin ardından maliklere gerekli tebligatlar yapılır. Ancak riskli yapı kararı kesin ve değiştirilemez bir karar değildir. Kanun, maliklere belirli şartlar altında itiraz hakkı tanımaktadır.

Riskli yapı tespitine karşı, raporun tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir. İtirazlar, üniversite öğretim üyeleri ile ilgili kamu kurumlarının teknik uzmanlarından oluşan heyet tarafından incelenir. Teknik heyet tarafından yapılan değerlendirme sonucunda riskli yapı kararı kaldırılabilir veya onanabilir.

Özellikle İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde riskli yapı kararları dönüşüm sürecinin temelini oluşturduğundan, raporun teknik ve hukuki açıdan dikkatle incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Hatalı veya eksik düzenlenen raporlar, maliklerin mülkiyet hakkını ve dönüşüm sürecini doğrudan etkileyebileceğinden itiraz sürecinin uzman desteğiyle yürütülmesi faydalı olacaktır.

Kentsel dönüşüm sürecinde alınacak kararlar bakımından aranacak çoğunluk, yapılacak işlemin niteliğine göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle her durumda tek bir çoğunluk oranından söz etmek mümkün değildir.

6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen taşınmazlarda, yeniden yapım sürecine ilişkin birçok karar maliklerin salt çoğunluğu ile alınabilmektedir. Salt çoğunluk, maliklerin arsa payı bakımından yarısından fazlasını ifade eder. Ancak bazı işlemlerde Kat Mülkiyeti Kanunu veya diğer özel düzenlemeler nedeniyle farklı çoğunluk şartları gündeme gelebilmektedir.

Bu nedenle müteahhit seçimi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin onaylanması, proje değişiklikleri, ortak alanlara ilişkin işlemler veya kat irtifakı ve kat mülkiyeti süreçlerinde hangi çoğunluğun aranacağının somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekir.

İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde malikler arasında en sık yaşanan uyuşmazlıklardan biri karar yeter sayıları konusunda ortaya çıkmaktadır. Yanlış çoğunlukla alınan kararlar ilerleyen aşamalarda dava konusu olabileceğinden, karar alınmadan önce güncel mevzuatın ve somut projenin özelliklerinin değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Kural olarak tek bir malikin imza atmaması, kentsel dönüşüm sürecinin tamamen durmasına neden olmaz. Kanunda öngörülen karar yeter sayısının sağlanması hâlinde diğer maliklerin aldığı kararlar doğrultusunda dönüşüm süreci devam edebilir.

Bununla birlikte imza atmayan maliklerin de çeşitli hukuki hakları bulunmaktadır. Malik, alınan kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa idari veya adli yargıda gerekli başvuruları yapabilir. Özellikle toplantı ve karar süreçlerinde usule aykırılık bulunması hâlinde uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.

Öte yandan her uyuşmazlıkta çoğunluğun aldığı karar geçerli kabul edilmez. Kararın içeriği, alınış şekli ve mevzuata uygunluğu ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle imza atmayan malikin haklarının tamamen ortadan kalktığı söylenemez.

İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde malikler arasında yaşanan anlaşmazlıkların önemli bir kısmı karar alma süreçlerinden kaynaklanmaktadır. Sürecin hukuka uygun yürütülmesi, ileride doğabilecek dava ve hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, kentsel dönüşüm sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Bu sözleşme ile arsa sahipleri belirli bağımsız bölümleri yükleniciye bırakırken, yüklenici de yeni yapıyı inşa ederek sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümleri maliklere teslim etmeyi üstlenir.

Sözleşme hazırlanırken bağımsız bölümlerin paylaşımı, teslim tarihi, gecikme halinde uygulanacak cezai şartlar, teminatlar, teknik şartname, ortak alanların kullanımı, ruhsat ve iskan süreçleri ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir. Özellikle teslim süresi ve müteahhidin teminat yükümlülükleri uygulamada en çok uyuşmazlık yaşanan konular arasında yer almaktadır.

Ayrıca yüklenicinin mali durumu, daha önce tamamladığı projeler, şirket yapısı ve referansları da değerlendirilmelidir. Sadece teklif edilen bağımsız bölüm sayısına göre karar verilmesi ileride ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.

İzmir’de gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerinde birçok uyuşmazlık eksik düzenlenen sözleşmelerden kaynaklanmaktadır. Müteahhit ile sözleşme yapmadan önce kentsel dönüşüm avukatı ile sürecin hukuki güvence sağlanarak yürütülmesi önerilir. Bu nedenle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanmasından önce hukuki inceleme yapılması ve sözleşmenin uzman desteğiyle hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Kentsel dönüşüm sürecinde yalnızca maliklerin değil, kiracıların da belirli hakları bulunmaktadır. Riskli yapı olarak tespit edilen bir binanın tahliye edilmesi gerektiğinde kiracılar taşınmazı boşaltmakla yükümlü olmakla birlikte, mevzuatta öngörülen şartların bulunması hâlinde çeşitli desteklerden yararlanabilmektedir.

6306 sayılı Kanun kapsamında kiracılara belirli koşullarda taşınma yardımı yapılabilmektedir. Bununla birlikte yardım şartları, başvuru usulleri ve destek miktarları dönemsel olarak değişebildiğinden güncel düzenlemelerin ayrıca incelenmesi gerekir.

Kiracılar bakımından önem taşıyan bir diğer konu ise tahliye sürecinin usulüne uygun yürütülmesidir. Riskli yapı kararının kesinleşmesinden sonra ilgili idare tarafından verilen süreler içerisinde tahliye işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu süreçte kiracıların sözleşmeden kaynaklanan hakları ile mevzuattan doğan haklarının birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde kiracıların en sık karşılaştığı sorunlar tahliye süreci, taşınma yardımları ve kira sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan uyuşmazlıklardır. Bu nedenle her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Riskli yapı kararının kesinleşmesinin ardından yapıdaki bağımsız bölümlerin boşaltılması ve yıkıma hazır hale getirilmesi gerekir. Bu amaçla ilgili idare tarafından maliklere ve kullanıcı durumundaki kişilere gerekli bildirimler yapılır ve taşınmazın tahliyesi için süre verilir.

Verilen süre içerisinde binanın boşaltılması hâlinde süreç sorunsuz şekilde ilerler. Ancak tahliye işleminin gerçekleştirilmemesi durumunda kanunda öngörülen idari işlemler uygulanabilir. Bu nedenle tahliye sürecinin tebligatlar ve resmi bildirimler dikkate alınarak takip edilmesi önem taşımaktadır.

Tahliye süresi her somut olayda aynı değildir. Riskli yapı tespitinin kesinleşme tarihi, yapılan bildirimler ve ilgili idarenin işlemleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Bu nedenle belirli bir süreyi her olay için geçerli genel kural olarak belirtmek mümkün değildir.

İzmir’de kentsel dönüşüm uygulamalarında en çok uyuşmazlık yaşanan konulardan biri tahliye sürecidir. Özellikle kiracıların ve maliklerin haklarının korunabilmesi için sürecin hukuki açıdan dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.

Kira yardımı, riskli yapı nedeniyle taşınmazını boşaltmak zorunda kalan hak sahiplerine belirli şartlar altında sağlanan mali destektir. Kentsel dönüşüm uygulamalarında amaç, yapı yenilenirken maliklerin ve bazı durumlarda kiracıların geçici barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamaktır.

Kira yardımından yararlanabilecek kişiler ve yardımın kapsamı, yürürlükteki mevzuata göre belirlenmektedir. Başvuru sırasında riskli yapı tespiti, tapu kayıtları ve diğer gerekli belgelerin ilgili idareye sunulması gerekir. Başvuruların usulüne uygun yapılması büyük önem taşımaktadır.

Kira yardımı miktarları ve ödeme süreleri zaman içerisinde değişebilmektedir. Bu nedenle güncel yardım tutarlarının ve başvuru şartlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan duyurular üzerinden takip edilmesi gerekir.

İzmir’de kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen projelerde kira yardımı, hak sahiplerinin en çok araştırdığı konular arasında yer almaktadır. Başvuru sürecinde yapılacak eksiklikler hak kaybına yol açabileceğinden, sürecin dikkatli yürütülmesi tavsiye edilir.

Kentsel dönüşüm sürecinde yıkım aşamasına geçilebilmesi için öncelikle yapının riskli yapı olarak tespit edilmesi ve bu tespitin kesinleşmesi gerekir. Riskli yapı kararının kesinleşmesinin ardından maliklere ve yapıdan yararlanan kişilere gerekli bildirimler yapılır ve binanın tahliye edilmesi için süre verilir.

Tahliye işlemlerinin tamamlanmasından sonra yapı yıkıma hazır hale gelir. Bu aşamada ilgili idare tarafından yürütülen işlemler ve mevzuatta öngörülen prosedürler dikkate alınarak yıkım süreci başlatılır. Yıkım işlemlerinin usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmesi hem can güvenliği hem de hukuki süreç bakımından önem taşımaktadır.

Özellikle İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde yıkım süreci, malikler ve kiracılar açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle riskli yapı kararının kesinleşmesinden yıkımın gerçekleştirilmesine kadar geçen sürecin dikkatle takip edilmesi gerekir.

Yeni yapılacak binanın teslim süresi, müteahhit ile malikler arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde belirlenir. Bu nedenle tüm projeler için geçerli tek bir teslim süresi bulunmamaktadır. Projenin büyüklüğü, ruhsat işlemleri, inşaat tekniği ve idari süreçler teslim tarihini doğrudan etkileyebilmektedir.

Teslim süresinin sözleşmede açık ve net şekilde düzenlenmesi büyük önem taşır. Ayrıca gecikme halinde uygulanacak cezai şartlar, kira kaybı tazminatı ve diğer yaptırımların da sözleşmede ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekir.

İzmir’de gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri teslimin gecikmesidir. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken teslim tarihi ve gecikmenin sonuçları konusunda ayrıntılı düzenlemeler yapılması hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlar.

Kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen yeni yapının tamamlanmasının ardından kat irtifakı, kat mülkiyeti ve tapu işlemlerine ilişkin süreçler yürütülür. Tapu tescili için öncelikle ilgili idari ve teknik işlemlerin tamamlanması gerekir.

Yapı kullanma izin belgesinin alınması, bağımsız bölümlerin belirlenmesi ve tapu müdürlüğü nezdindeki işlemlerin tamamlanmasının ardından hak sahipleri adına tapu tescili gerçekleştirilebilir. Tapu işlemlerinin süresi projenin özelliklerine ve resmi işlemlerin tamamlanma durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir.

İzmir’de kentsel dönüşüm avukatları tarafından yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde tapu tescili süreci, maliklerin en çok merak ettiği konular arasında yer almaktadır. Tapu işlemlerinin sağlıklı şekilde tamamlanabilmesi için sözleşmelerin ve proje belgelerinin hukuka uygun hazırlanması önem taşımaktadır.

Kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen bağımsız bölümlerin sözleşmede kararlaştırılan özelliklere uygun şekilde teslim edilmesi gerekir. Teslim edilen daire veya işyerinde eksik imalatların bulunması ya da yapının sözleşmeye, projeye veya teknik şartnameye aykırı olması halinde ayıplı veya eksik teslim söz konusu olabilir.

Bu durumda hak sahipleri, eksikliklerin giderilmesini talep edebilir, oluşan zararların tazminini isteyebilir veya şartları oluşmuşsa diğer yasal haklarını kullanabilir. Hangi hukuki yolun tercih edileceği, eksikliğin niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Özellikle kentsel dönüşüm projelerinde teslim sırasında ayrıntılı inceleme yapılması büyük önem taşımaktadır. İzmir kentsel dönüşüm avukatı tarafından yürütülen projelerde eksik teslim, ortak alanların tamamlanmaması ve teknik şartnameye aykırılık iddiaları sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu nedenle teslim öncesinde ve sonrasında gerekli hukuki değerlendirmelerin yapılması faydalı olacaktır.

Kentsel dönüşüm sürecinde malikler, kiracılar, yükleniciler ve diğer hak sahipleri arasında çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Riskli yapı tespiti, malik kararları, müteahhit sözleşmeleri, teslim süreci, eksik veya ayıplı işler, tapu işlemleri ve tahliye süreçleri en sık karşılaşılan uyuşmazlık konuları arasında yer almaktadır.

Uyuşmazlığın niteliğine göre idari başvuru yollarına başvurulması, dava açılması, tazminat talebinde bulunulması veya sözleşmeden kaynaklanan hakların ileri sürülmesi mümkündür. Hangi hukuki yolun tercih edilmesi gerektiği ise somut olayın özelliklerine göre değişmektedir.

Özellikle kentsel dönüşüm projelerinde uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra değil, uyuşmazlık doğmadan önce hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. İzmir’de yürütülen dönüşüm projelerinde yaşanan anlaşmazlıkların önemli bir bölümü sözleşme ve karar alma süreçlerinden kaynaklanmaktadır.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibinin arsasının belirli bir bölümünü yükleniciye devretmeyi; yüklenicinin ise bunun karşılığında yeni yapıyı inşa ederek sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümleri arsa sahibine teslim etmeyi üstlendiği karma nitelikli bir sözleşmedir.

Kentsel dönüşüm projelerinde en sık kullanılan sözleşme türlerinden biri olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, taraflar açısından yüksek ekonomik değer taşıdığından büyük önem arz etmektedir. Sözleşmede bağımsız bölüm paylaşımı, teslim tarihi, teknik şartname, teminatlar, cezai şartlar ve ortak alanlara ilişkin düzenlemeler ayrıntılı şekilde yer almalıdır.

Eksik veya hatalı hazırlanan sözleşmeler ilerleyen aşamalarda ciddi uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde sözleşme hazırlık sürecinin dikkatli yürütülmesi ve hukuki inceleme yapılması tavsiye edilmektedir.

Kentsel dönüşüm projelerinde hak sahiplerine yönelik çeşitli devlet destekleri sağlanabilmektedir. Bu destekler arasında kira yardımı, faiz destekli kredi imkanları ve mevzuatta öngörülen diğer mali teşvikler yer almaktadır. Ancak her destek türü bakımından farklı başvuru şartları ve usuller bulunmaktadır.

Devlet desteklerinden yararlanabilmek için riskli yapı tespiti, hak sahipliği durumu ve diğer mevzuat şartlarının sağlanması gerekir. Başvuru sırasında ilgili kurumlar tarafından talep edilen belgelerin eksiksiz şekilde sunulması önem taşımaktadır.

Destek miktarları ve uygulama esasları dönemsel olarak değişebildiğinden güncel düzenlemelerin takip edilmesi gerekir. İzmir’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde kira yardımları ve kredi destekleri hak sahiplerinin en çok araştırdığı konular arasında yer almaktadır.

Kentsel dönüşüm süreçleri her taşınmazın özelliklerine, malik yapısına, sözleşmelere ve idari işlemlere göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle internet ortamında yer alan genel bilgiler her somut olay için doğrudan uygulanamayabilir.

Özellikle riskli yapı tespiti, malik kararları, müteahhit sözleşmeleri, tahliye işlemleri, teslim süreci ve tapu işlemleri gibi konularda yapılacak hukuki değerlendirme, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

İzmir’de kentsel dönüşüm sürecine ilişkin sorularınız bulunuyorsa, somut olayın özellikleri dikkate alınarak hukuki değerlendirme yapılması ve gerekli belgelerin incelenmesi en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Bu sayede sürecin hukuka uygun şekilde yürütülmesi ve olası uyuşmazlıkların önlenmesi mümkün hale gelir. İzmir kentsel dönüşüm avukatlığı hizmeti kapsamında iletişim kısmından bize ulaşabilirsiniz.

© 2026 Alfa Avukatlık. Tüm Hakları Saklıdır.

ALFA Avukatlık, İzmir’de kentsel dönüşüm süreçlerinde; kentsel dönüşüm sözleşmelerinin hazırlanması ve kentsel dönüşüm sürecinin yürütülmesi alanında uzmanlaşmıştır. 
İzmir Kentsel Dönüşüm Avukatı olarak kentsel dönüşüm sürecinin hukuka uygun şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Hızlı Linkler

Blog

İletişim

İletişim

Kazımdirik Mah. 375 Sokak İzpek Trend B Blok No: 11 D: 209 Bornova/İzmir

Telefon: 0232 332 10 17

E-Posta: info@alfaavukatlik.com.tr