Türkiye, aktif fay hatları üzerinde bulunan bir deprem ülkesi olması nedeniyle yapı güvenliğinin sağlanması kamu düzeni ve yaşam hakkı bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından mevcut yapı stokunun güvenliğinin hızlı bir şekilde belirlenmesi amacıyla Hızlı Tarama Yöntemi uygulamaları yaygınlaşmıştır. Başta İstanbul olmak üzere birçok ilde belediyeler ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen hızlı tarama çalışmaları, vatandaşların en çok merak ettiği konular arasında yer almaktadır.
Ancak uygulamada “Hızlı tarama sonucunda bina hemen yıkılır mı?”, “Bu rapor riskli yapı kararı anlamına gelir mi?”, “Maliklerin itiraz hakkı var mıdır?” gibi birçok hukuki soru gündeme gelmektedir.
Hızlı tarama, teknik anlamda önemli bir ön değerlendirme yöntemi olmakla birlikte, hukuki sonuçları bakımından 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) ve ilgili idari düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Hızlı Tarama Yöntemi Nedir?
Hızlı Tarama Yöntemi, mevcut yapıların deprem güvenliği açısından kısa süre içerisinde ön değerlendirmeye tabi tutulmasını sağlayan teknik inceleme yöntemidir. Bu yöntem sayesinde binanın taşıyıcı sistemi hakkında ayrıntılı laboratuvar çalışması yapılmaksızın, olası deprem performansı konusunda ilk değerlendirme yapılabilmektedir.
İnceleme sırasında genellikle;
- taşıyıcı sistemin genel durumu,
- kolon ve perde düzeni,
- kat sayısı,
- yapı yaşı,
- gözle görülebilen çatlak ve hasarlar,
- yumuşak kat düzensizliği,
- kısa kolon oluşumu,
- ağır çıkmalar,
- zemin kat kullanım şekli,
- taşıyıcı elemanlarda yapılan sonradan müdahaleler
gibi kriterler dikkate alınmaktadır.
Burada özellikle belirtilmelidir ki hızlı tarama çalışması, kesin deprem performans analizi değildir. Amaç, ayrıntılı mühendislik incelemesi gerektiren yapıların belirlenmesini sağlayarak kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlamaktır.
Hızlı Tarama Yönteminin Hukuki Dayanağı Nedir?
Hızlı tarama uygulamaları doğrudan tek bir kanun maddesinde ayrıntılı şekilde düzenlenmiş bir kurum olmamakla birlikte, deprem riskinin azaltılmasına yönelik kamu politikalarının bir parçası olarak uygulanmaktadır.
Bu kapsamda hukuki dayanaklar şunlardır:
- 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun
- 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018)
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının teknik esasları
- Bakanlık ve belediyeler tarafından hazırlanan Hızlı Tarama Uygulama Kılavuzları
6306 sayılı Kanun’un temel amacı, afet riski taşıyan yapıların tespit edilerek can ve mal güvenliğinin sağlanmasıdır. Kanunun 3. maddesi, riskli yapı tespitinin usulünü düzenlemektedir. Buna göre hukuki sonuç doğuran işlem, lisanslandırılmış kurum veya kuruluşlar tarafından hazırlanan riskli yapı tespit raporudur.
Bu nedenle hızlı tarama raporu tek başına;
- riskli yapı kararı,
- tahliye kararı,
- yıkım kararı,
- tapuya şerh verilmesi,
- elektrik ve su aboneliklerinin kesilmesi
gibi idari sonuçları doğurmaz.
Hızlı tarama yalnızca idareye ve maliklere, yapının ayrıntılı teknik incelemeye ihtiyaç duyup duymadığı konusunda ön bilgi vermektedir.
Hızlı Tarama ile Riskli Yapı Tespiti Aynı Şey midir?
Uygulamada en çok karıştırılan hususlardan biri, hızlı tarama sonucu ile riskli yapı tespitinin aynı işlem olduğunun düşünülmesidir. Oysa bu iki süreç hem teknik hem de hukuki açıdan birbirinden tamamen farklıdır.
Hızlı tarama yönteminde çoğunlukla gözlemsel inceleme yapılmakta, taşıyıcı sistem genel olarak değerlendirilmekte ve binanın risk önceliği belirlenmektedir.
Buna karşılık Riskli Yapı Tespiti, 6306 sayılı Kanun kapsamında lisanslandırılmış kuruluşlar tarafından yürütülen ayrıntılı mühendislik analizidir.
Bu süreçte;
- beton dayanımı karot numunesiyle ölçülür,
- donatı tespiti yapılır,
- statik proje incelenir,
- taşıyıcı sistem bilgisayar ortamında analiz edilir,
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği hükümlerine göre performans hesapları hazırlanır.
Hazırlanan rapor ilgili idare tarafından incelenerek kesinleştiğinde hukuki sonuç doğurur.
Dolayısıyla hızlı tarama raporunun olumsuz çıkması, binanın hukuken “riskli yapı” ilan edildiği anlamına gelmez.
Hızlı Tarama Sonucunda Bina Hemen Yıkılır mı?
Vatandaşların en fazla endişe duyduğu konulardan biri de hızlı tarama sonucunda binanın derhal tahliye edilip edilmeyeceğidir.
Bu sorunun cevabı hayır.
6306 sayılı Kanun kapsamında bir yapının tahliye edilmesi ve yıkım sürecinin başlatılabilmesi için öncelikle usulüne uygun şekilde hazırlanmış Riskli Yapı Tespit Raporunun kesinleşmesi gerekmektedir.
Hızlı tarama sonucunda bina yüksek risk grubunda değerlendirilmiş olsa dahi;
- ayrıntılı teknik inceleme yapılabilir,
- riskli yapı tespit süreci başlatılabilir,
- maliklerden resmi başvuru istenebilir,
- idare tarafından yeni teknik analizler gerçekleştirilebilir.
Ancak yalnızca hızlı tarama raporuna dayanılarak binanın boşaltılması veya yıkılması hukuken mümkün değildir.
Bu durum, Anayasa’nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunmasının da doğal bir sonucudur. İdarenin mülkiyet hakkına müdahale eden işlemlerinin mutlaka kanuni dayanağa ve usule uygun olması gerekir.
Riskli Yapı Tespitine İtiraz Nasıl Yapılır?
Hızlı tarama sonucunda ayrıntılı inceleme yapılarak riskli yapı raporu hazırlanması halinde, malikler bu rapora karşı itiraz hakkına sahiptir.
6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca riskli yapı raporuna karşı, kanunda öngörülen süre içerisinde ilgili idareye başvurularak itiraz edilebilir.
İtiraz üzerine dosya, teknik uzmanlardan oluşan ilgili kurul tarafından incelenmektedir.
Kurul;
- raporu uygun bulabilir,
- eksiklik tespit ederek yeniden inceleme isteyebilir,
- teknik hesaplarda hata bulunduğunu değerlendirerek raporun iptaline karar verebilir.
İdari başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından idari yargıda iptal davası açılması da mümkündür.
Bu nedenle maliklerin özellikle tebligat tarihlerini dikkatle takip etmeleri büyük önem taşımaktadır. Süresinde yapılmayan itirazlar önemli hak kayıplarına yol açabilir.
Hızlı Tarama Sürecinde Maliklerin Hakları Nelerdir?
Kentsel dönüşüm sürecinde hızlı tarama yapılması, maliklerin mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir işlem değildir.
Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına alırken, 125. maddesi ise idarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolunun açık olduğunu düzenlemektedir.
Bu kapsamda malikler;
- yapılan teknik incelemeler hakkında bilgi alma,
- hazırlanan raporları inceleme,
- riskli yapı raporuna itiraz etme,
- bilirkişi incelemesi talep etme,
- idari yargıya başvurma,
- dönüşüm sürecinde uzlaşma görüşmelerine katılma,
- şartların oluşması halinde kira yardımı ve diğer mali desteklerden yararlanma
haklarına sahiptir.
Özellikle büyükşehirlerde yürütülen hızlı tarama çalışmalarında vatandaşların yalnızca ön değerlendirme sonucuna bakarak paniğe kapılmamaları, resmi riskli yapı sürecinin tamamlanmasını beklemeleri ve süreç boyunca uzman teknik ekipler ile hukukçulardan destek almaları hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem arz etmektedir.
Sonuç
Hızlı Tarama Yöntemi, deprem riski taşıyan yapıların kısa sürede belirlenmesini sağlayan önemli bir teknik uygulama olmakla birlikte, tek başına hukuki sonuç doğuran bir işlem değildir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında hukuki sonuç doğuran esas işlem, usulüne uygun olarak hazırlanan ve kesinleşen Riskli Yapı Tespit Raporudur. Bu nedenle hızlı tarama sonucunda binanın yüksek riskli olarak değerlendirilmesi, doğrudan tahliye veya yıkım kararı verileceği anlamına gelmez. Hak sahiplerinin süreci doğru takip etmesi, yasal itiraz sürelerini kaçırmaması ve teknik değerlendirmeler ile hukuki işlemleri birlikte ele alması büyük önem taşımaktadır. Kentsel dönüşüm sürecinde bilinçli hareket edilmesi, hem mülkiyet hakkının korunması hem de can güvenliğinin sağlanması açısından en sağlıklı yaklaşım olacaktır.